Yer:İstanbul/Türkiye Tarih:03 Ekim 2002


0

Selam sana ey günlük….

Geçen gün sayfalarını karıştırırken kalbimdekileri gördüm ve bayağıdır yazmadığımı farkettim.Geçen hafta Ezgi'yle görüştük.Benim için çok mutlu bir gelişmeydi.Her seferinde olduğu gibi.Sanırım artık bunca yazdığım şeyden sonra sen de anlamışsındır ki artık benim bütün erdemlerim ona asılmış durumda.Onun sayesinde kendimi aşabiliyorum ve o olmasa çok alelade bir yaradılışın o değersiz düzeyine düşerdim.Ona ulaşmak umuduyla en sarp yol bile en iyisi olarak görünecektir bana...O ise bütün bunlardan habersiz saçmaladığımı düşünüyor...Günümü bir kısmını dayısının atölyesinde geçirdim.El yapımı gitarlar yapıyor.Uzun stajda edindiğim o melankolik ruh halini aşmış izlenimi vermek için punk kıyafetler giydim ve yüzümden gülücükler eksik olmadı.Dayısı entel birine benziyor.Onunla dertleşebilmesi ne güzel.İmrendim.Benim ise dertleşebileceğim tek varlık belki de sensin ve kalkıp bana benim görmek istediğim bu yazılardan başkasını gösteremezsin değil mi?Yooo kırılma..ben kırılman için söylemedim bunu..yalnızım işte bunu ifade etmeye çalışıyorum...daha sonra bin bir uğraşla onu Cemal Reşit Rey konser salonundaki senfoni orkestrası konserine götürdüm.Gemideyken ayağımın üstüne bir şey düştüğünde ayağımın kırılmasını engelleyen güvenlik ayakkabılarım metal dedektöründe öttüler.Çoktan gözden çıkardığım parayı bir çırpıda harcayıverdim bilete.O ise elini kolunu sallayarak girdi konsere çünkü konservatuar öğrencilerine ücretsizmiş.Konserin başında biz içeri girer girmez o müthiş dokunaklı çello sesini duyduk...ama hüzünlenemezdim çünkü Ezgi'yle birlikte izleyecektim konseri..çalan eser Wilhelm Tell Overtürü'ydü Rossini'nin.Daha sonra Ezgi'nin piyano eğitmeni olan Eser Bilgeman Şakir Beethoven'ın bir üçlü konçertosunu bir çellist bey-ki onun çok iyi bir çellist olduğunu söylemişti-ve bir kemancı bayanla seslendirdi.Ezgi şaşırmıştı.Ben ise bu duruma pek şaşırmadım çünkü ne de olsa müzisyenler.Konserin son bölümünde Betim Güneş'in bir senfonisini çaldılar..oysa ben modern dönem eserlerinin hepsini sevemediğim için pek haz almadım..konseri Ezgi'nin yanında izlediğimi düşünmezsem tabi..bir gün böyle geçti..o Görkem'in yanına ben ise Tuzla'nın yalnızlığına...ne acı bir hayat değil mi?Önce mutluluk sonra yine aynı tanıdık hüzün...