
| Yer:Mississipi Nehri/New Orleans/Amerika | Tarih:05 Mayıs 2002 |
|
Kimliği belirsiz bir kaçak gibi,belli bir adresim olmadan dolaştığım bu sulardan,sana yazdığım bu yazılardan merhaba.İzmir’e taşınma fikri dolaşıyor ailemde.Uydu telefonundan duyduğum kadarıyla..Geri döndüğümde Konya’daki çevremden de kopmuş olacağım.Ne salt bir yalnızlık bu böyle?Aslında bazen neden buradayım diye hayıflanıyorum.Şu anda Missisipi’deyiz ve şimdi gördüğüm yeşil ağacı belki bir daha hayatım boyunca göremeyeceğim..ne garip değil mi?Dünya denen pislikte güzel şeyler görmek..ama geçici… Atlas Okyanusu üzerinde türkuaz bir gökyüzü düşün ve parçalı bulutlu bir havada güneşin doğuşunu..bulutlar Kümülüs..hani birer pamuk gibi öbek öbek olanlardan..bulutların dört beş tane boşluğu olduğunu ve bu boşluklardan güneş ışınlarının dört bir yana doğru dağıldığını düşün…gökyüzü ne kadar türkuazsa deniz de bir o kadar mavinin tonlarına gömülmüş durumda…hayatımda gördüğüm en nefes kesici manzara…Ama burada bana ne olduğumu unuttur muyor?Hiç biri hiçbir şey…Geçmişimi gömüp kaçak bir hayat yaşamak istiyorum..bazen ilk gittiğimiz limanda ayrılıp bir daha dönmemek…taktir edilmek takdirname almaktan ibaret değilmiş…tıpkı mutlu olmanın derslerden iyi notlar almaktan ibaret olmadığı gibi…etrafında altı yüz kişi dolaşırken ne yaptığını ve ne hissettiğini bilmeden farklılaşmakmış yalnızlığın yeni tanımı…daha fazla paylaşabilmek isterdim..en azından bir günlük olarak seninle…herkes ruh hastası…ben de dahil…ama kabullenmek isteyen yok gibi benim haricimde…çünkü gece oldu mu herkes içki şişelerinin dibini arıyor…herkes mutsuz..o yüzden yeni bedenlerde arıyorlar mutluluğu…bulamayacaklarını bile bile..salt mutluluk saçmalıklarını filozoflara bırakıyorum..Gerisi zaten benim…her şeyim belirsiz,çelişkili ve garip…yabancı…bazen kalbimin yerinde üzüntülerimi taşıdığımı düşünsem de aslında ben çok güçlü birisiymişim.Bütün bunlara dayandım…kendi hatalarıma bile dayandım…insanın en büyük başarısı kendisine katlanabilmekmiş…her şeyi atlatsam da şu migrene bir çözüm bulamadım..bir bilgisayarın internetle olan bağlantısı kopunca bilgisayarın başındaki kişi nasıl küplere binerse benim de migren günlerimde öyle dünyayla bağlantım kopuyor ve yine ben küplere biniyorum…birisi kum saatinin dar bölümünü genişletmiş gibi zaman da benim kendimle geçirdiğim bitmeyen saatlere inat hızla akıp gidiyor…hep yaşamak ve her yaşadığın an mutlu olmak..işte sana imkansız ve çokça da bencil bir istek…
|