Yer:Savannah/Amerika Tarih:25 Nisan 2002


Amerika'da Yabancılaşma

Selam sana ey günlük….

Sanırım şu sıralar stajın en zor günlerini yaşıyorum..En son karaya adım attığımdan beri tam 35 gün geçti..İkinci Amerikan limanındayız ama bize yine izin çıkmadı..potansiyel kaçak gözüyle baktıkları için ilk gelenler,asla izin vermezmiş bu Amerikalılar..Yani ikinci gelişte kaçabilirim? Ne saçma mantık?Amerika hakkında pek bir şey yazamıyorum çünkü sadece gemiden gördüğüm kadarını aktarabilirim ama şu ana kadar ki en büyük tespitlerim şunlar; 

-Yerlerde bir tane bile çöp tenekesi görmedim.Bir tane dahi çöp de yok

-Limanların etrafı yemyeşil ki bu manzara staj boyunca gördüğüm en garip manzara.Genelde bir kilometrelik alanda bitki yetişmez pislikten

-Limandaki işçiler sadece zenci.Hiç beyaz gelmedi.Ama Türkiye’deki garibanlar gibi köfte ekmeğe (ki şirket insaflıysa verir) talim olacaklarına Burger King’in en büyük menülerinden birisini yiyorlar her öğün.Kendi sularını getirdiler,biz vebalıyız ya…

-Orijinal Hard Rock Cafe gördüm hem de 7 gün boyunca yüz metre ilerimdeki bir gökdelenin girişinden tepesine kadar asılı duran devasa bir elektro gitar neonu eşliğinde.Üçüncü kaptan bana inat olsun diye t-shirtlerinden aldı oysa benim sipariş vermeme bile izin vermedi.Şerefsizlik diz boyu…

 Stajın yarısına bile gelmedim ve canım deli gibi sıkılıyor..tanıdığım insanlar acaba neler yapıyordur şu anda…Ezgi..umarım mutludur..Emre..umarım yalnız değildir…ailem..umarım sağlıkları yerindedir…geri döndüğümde ne olacak? Yine bir Marslı gibi etrafımda olup biteni şaşkın gözlerle süzecek miyim aylar boyunca..ne kadar zaman alacak benim de sosyal birisi olmam?Nasıl adapte olacağım bu duruma…dışarı çıkan bütün gemiciler seks peşinde…kendimden iğreniyorum böyle bir gemide olduğumdan dolayı…insanların beyinleri iki şeye ayarlanmış birisi seks diğeri futbol…başka hiçbir konu konuşulmadı şu ana kadar..hiç biri kültürlü değil…birisiyle bile herhangi başka bir şey konuşmak isterdim..ama olmadı..ben de konuşmadım kimseyle…gemide bile bir yabancıyım…oysa çok sıcakkanlıyımdır beni tanıyanlar bilirler..burada ise sadece görevini yapan ve yaparken etrafında gördüklerinden dolayı deliler gibi yıpranan bir salağı oynuyorum…ben denizi sadece kıyısındayken severdim bu mesleğe adım atana kadar..oysa o kadar güzel bir alemmiş ki…o kadar güzel manzaralar gördüm ki fotoğraf makinemle çekmeye bile kıyamadım çünkü çıktığı zaman o hazzı yaşatmayacak insana…oysa her şeyin aksine insanlarla sorun yaşıyorum..ben tam tersi meslekten korkuyordum..zor olmasından..oysa sadece bedeni yorgunluk geldi zor olan…şimdi ise uykusuzluk bile benim moralimi bozmuyor..oysa bu insanlar beni her şeyden soğutmaya yetiyorlar…ben değiştim..hem de çok…gemiden çıktığımda belki daha melankolik belki daha bir Marslı olacağım ama ben çok değiştim…ben olgunlaştım…bunu iliklerimde hissediyorum…o kadar olgunlaştım ki benim çocuk ruhum buna adapte olamıyor…sessiz sakin birisi olup çıktım Konya sokaklarında patenle cirit atan çocuktan eser kalmadı…yine aynı şeyleri yapacağım belki ama ben sanırım daha sessiz ve daha gözlemci birisi olacağım bundan sonra…çevremde geçen olaylara duyarlı olacağım ama benim duyarlı olduğumu gören olmayabilir…artık çocukça nedenlerden kavga çıkarmaya çalışan ülkücüleri gördüğümde onlara gülüp geçeceğim…kalıplaştım ben…köseleleştim Ezgi’nin deyimiyle…en kötüsü Ezgi’den uzak olmak..orada olsam en azından onu bir sokaktan geçerken görme olanağım olurdu…oysa şimdi…ancak rüyamda görebilirim…